3 Mart 2026 Salı

ÇOKLU KİŞİLİK BOZUKLUĞU

 

Podcast, hayat karmaşası derken 1 yıl olmuş yeni yazı yazmayalı …  Vay beeeee

Aynı anda iki işe konsantre olma durumunu çözmem lazım artık hayatta, oysaki iş insanlara hava atmaya gelince “Sayın Paranoyak nasıl geçiyor emeklilik günleriniz ?” sorusuna gayet kibirli bir şekilde yazılarım ve podcast serimle uğraşıyorum cevabını vermeyi biliyorum. Kendimi gömme faslını bitirdiysek yazımın başlığına gelebilirim.

Çoklu kişilik bozukluğu …

Genelde gerilim filmlerinde rastladığımız kendi içinde farklı karakterler yaşayan ve dönem dönem bunlardan birisinin idareyi ele aldığı karakterleri hepimiz izlemişizdir.(Bkz. Shyamalan filmi Split) Aslında biraz düşününce bu kadar abartı bir seviyede olmasa da hayatın içerisinde hepimiz durumun, ortamın ya da karşımızdaki kişiye özel karakterlere bürünmekteyiz istemeden de olsa. İstemeden yerine kendimize avantaj sağlamak, ya da ortama uymak da diyebiliriz aslında buna. Elde viski kadehleri, şık takım elbiseler ile gidilmiş bir yemeğe şort üzeri renkli bir reggae t-shirt’ü ile gidip gayet oturaklı olarak davransanız bile ciddiye alınmayacağınız gibi, medeniyet denen tek dişi kalmış toplumsal baskı içerisinde ortama göre renkli bir karakter olmanızda mümkün değildir genel olarak. İşinizi kaybetmeyi düşünürsünüz, sosyal statünüzün yerle bir olmasından korkabilirsiniz, o gece yatağa atmaya çalıştığınız kızı kaçırmaktan korkabilirsiniz, grubun popüler kişisi tarafından reddedilip bir daha o ortama giremeyeceğinizi düşünebilirsiniz. Oysa ki bunları yapsanız da , yapmasanız da siz hep içinizdeki öz kadar varsınız o hayatta. Ne bir eksik ne bir fazla …

Ama oyun oynamanın keyfi zeka ile birleştiğinde alter egolar kıpırdanmaya başlar içinizde. Adeta kan görünce kendini engellemeyen bir vampir gibi içinizden çıkıp ortamın bütün enerjisini emerek gücünüze güç katmak ister. Bazen başarılı olursunuz, bazen de kazığı kalbinize yer oturursunuz aşağı. Hayat bu kimseye adil olmak gibi bir zorunluluğu yok.

Ama bu oyunu sürdürmek ve farklı ortamlarda bulunmanız zorunlu ise benim gibi bir kaçış noktası bulmanız gerekmekte. Bolca neşe, umursamazlık içeren bir tavır ve hiçbir olayı tam olarak ciddiye almayan bir persona yaratmak gibi. O zaman çok şık bir davette takım elbise ile yaptığınız ortama çok uymayan şımarıklıklar size tebessüm olarak geri dönerken, ortam da yarattığınız bu farklı hava size artı olarak bile dönecektir, ya da tam tersi çok zor bir durumda ipleri eline alıp her şeyi çözen adam profili diğer yarattığınız personanın tam tersi gibi dursa da insanların bilinçaltında sizi güçlü gösterecek ve diğer kişiliğinizin de ciddiye alınmasını sağlayacaktır.

Örnekler uzasa da başta da söylediğim gibi özünüz ne ise siz her zaman o olarak kalacaksınız. Peki bir sene sonra neden mi bu kadar ciddi şeyler anlattım sizlere, bilmem belki de yeni tanıştığım herkesin sosyal medya da ki nickimi duyduğu an “Ama neden PaRaNoYak PaLyAcO ?” sorusuna toplu bir cevap olsun istedim.

Kim bilir ...

Still 50 and still “PaRaNoYaK PaLyAcO”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.