Bizim jenerasyonun özellikle de old school & retro gaming severlerin çoğunun hala en favori oyunudur Pac-Man ya da Türkçe adıyla Dobişko. (Gözünün yağını seveyim 80’ler body shaming’in kralını yapsan da kimsenin gocunmadığı gülüp geçtiği efsane zamanlar)
Ana karakterimiz olan kocaman bir smiley alanda ki
hayaletlerden kaçarak noktacıkları afiyetle mideye indirir, arada çıkan
meyvelerden bonus point’leri indragandi eder, hayaletlere yakalanmamaya
çalışırdı. Alanda yer alan kırmızı noktalardan birisini yediğinde de hayaletler
yanıp sönmeye başlar ve onlar da yenilebilir olurdu ta ki süre bitip tekrar
belirinceye kadar. Aman yormayın beni koyuyorum aşağıya resmini bilmeyen
olmadığını düşünsem de :P
E konu bu kadar basit olsaydı ya burdan Retro gaming
konusunda bir şeyler anlatmaya başlamam ya da ikonik görseller ya da objeler
üzerine bir konu açmam mantıklı olurdu. Peki ben mantıklı bir insan mıyım ??? Tabi ki de hayır …
En basitinden uzun zamandır yazı yazmadığımı farkettiğim ve konuyu bulduğum anın şahane bir sevişme sonrası hatun kişinin bana
masaj yaparken gerçekleşmesinden anlayabilirsiniz. Buradan instagram da hayata
bakışım konusunda serzenişleri olan eski
arkadaşım Özge’ye de seslenmek istiyorum, gördüğün gibi her an kafam karışık ve
her an bambaşka şeyler düşünebiliyorum. Ve evet siz fesatlar size söylüyorum
erken boşalmamak için kafamda başka şeyler düşünmek gibi fantezilerim yok :)))))))))))
Neyse konumuza dönelim Pac-Man ; Hepimiz için o smiley iyi
karakterken, hayaletler kötü, noktalar ve meyvelerde tüketilmek zorunda olan
detaylar. Neden ???
Neden her konuda şirin ve sempatik gözüken şeylerin iyi
olduğuna inanmak gibi bir defosu var insanların. Doğadaki en zehirli varlıklar
hep en janjanlı ve albenisi olanlar değil mi ? Aynı şekilde bilinçaltımıza
çocukluktan yerleştirilmiş olan dogmalar da hep bu şekilde çalışmıyor mu fonda
?
Pac-Man oyunu aslında hayatımızın simülasyonu gibi, günlük
yaşam için yememiz, içmemiz, çalışmamız, ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Pac-Man
in noktaları tüketmesi gibi, arada meyveler gibi bonuslar geliyor hayatımıza bizleri
mutlu eden, çok istediğimiz bir arabayı alıyoruz, istediğimiz birisiyle beraber
oluyoruz, iş hayatımızda başarılar kazanıyoruz vs vs … Bunlar olurken de
hayatımızı zorlaştıran kaygılar ve zorluklar var alanda gezen hayaletler gibi.
Tam bir başarıya ulaşacakken ruhumuzu ele geçirip bizi tökezleten ve başa
döndüren o hayaletler. Evet haklarımız sonsuz değil bize bahşedilen ve aynı
oyunda olduğu gibi ne zaman sona ereceğini bilmediğimiz bir hayat var önümüzde
ve aynı alanda dolanıp duruyoruz aslında hiç ilerlemeden bir kısır döngü içinde
küçük mutluluklar ve hayal kırıklıkları içerisinde.
Peki başa dönüyorum aslında kötü olan Pac-Man ise ve
hayaletler bizlersek …
Hayatımızı bir döngüde geçirmemizi sağlayan bir düzene hükmeden
ve o noktaları tükettiği gibi hayatımızı yiyip bitiren bir Pac-Man i yakalayıp
özgürlüğüne kavuşmaya çalışan hayaletler bizlersek.
Ama o şansımızı bile elimizden alıp ruhlarımızı yok etmek
için hep bir şansı olan Pac-Man karşısında. Ve evet aslında Pac-Man üç hakkını
bitirip öldüğünde aslında yok olan bizim ruhlarımız ise.
Siktir edin dogmaları o yüzden, iyi & kötü, güzel & çirkin,
yanlış & doğru yıllar içerinde öğretilmiş çaresizlikleri insanın hayat
içerisinde. Bütün düzeni yıkalım yeniden
yaratalım demiyorum tabi ki de, ama günümüzde yapay zekanın insanlığı yok
etmesi senaryoları harlanmışken atlanan en önemli nokta her şeyin sonunda
kasanın yani evrenin kazanacağı. Başlangıcından beri var olan her şeyi yok edip bir gün sıfırdan
başlayacak yaşam. Evet aynen bizim gibi, oyundan sıkıldığımızda restart etmemiz
gibi sıfırdan başlayacak. Tek bilmediğimiz oyuncunun ne zaman restart etmek
isteyeceği.




