Yazının başlığının çok saçma olduğunun ben de farkındayım ama yazıyı bitirdiğinizde anlam kazanacak desem de inanmayın, konu tamamen ben ve hayata mizahi bakış açım ile ilgili.
Bu aralar çok fazla ölüm ve cenaze var hayatımda. Önce
amcamı kendi ellerimle boktan bir ölüm sonrası toprağa verdim, dün de
arkadaşımın babasını ebediyete uğurladık. PaRaNoYaK buradan konuyu nasıl mizaha
bağlayacaksın dediğinizi duyar gibiyim ama biraz sabır, bildiğiniz üzere benim
evrenimde konular çok beklediğiniz gibi ilerlemiyor.
Her şey cenaze namazına yetişmeye çalışırken camiyi
karıştırmam ile başladı. Hayır bir de kendimden çok emin birkaç arkadaşımı daha
kendi gittiğim camiye yönlendirmiştim telefonda. Allahtan onlar benden erken
gidip doğru lokasyona zamanında geçmişlerdi, ben ise koşar adım namaza çok az
bir süre kala camiye girmeyi başarıp, başsağlığı dileğimi arkadaşıma ilettim ve
arkadaş grubumun yanına geçmeyi başardım.
Saçmalıklar sinsilesi ise o dakikadan itibaren başladı; Pespaye
kılıklı bir adam gelip “Sen Şerif Abi’nin oğlu musun ?” sorusunu “İnsan insana
benzer” diye vücut çalımlarıyla
savuştururken, gruptan bir arkadaşım adama gaz vererek “Doğru söylüyorsunuz
herkes çok benzetir Şeref Abi’nin oğluna” diye adamı benim başıma sarmak için
çaba sarf etmekle meşguldü. Durumu gidiş yolundan anlayıp bir an önce cenaze
namazında saf tutmak için cemaatin arasına sızmayı tercih ettim. Saf tuttuğum
esnada #batakhane kadrosundan Toyt ile yan yana olduğumu fark ettim ve
istemsizce ilk aklıma geleni söyledim. “Coupling dizisi Giggle loop bölümünü
hatırlıyor musun ?”
Bilmeyenler ve izlemeyenler için Coupling İngiliz yapımı
2000’lerden bir komedi dizisi. Absürt karakterler, saçma geyikler ve abartılı
oyunculuklar içerisinde geçer ve demin bahsettiğim bölümde cenazede en ciddi
olunması gereken anda insanın içinden gelen gülme hissinin nasıl bastırılacağı
anlatılır. Her gülme hissi üst üste konulan cam bardaklar olarak düşünülür ve o
hissi bastırmak istenildiğinde konuyu bilen insanlar o hissi daha da bastıramaz
hale gelir ve sonunda bardaklar mecazi olarak yıkılırken birisi kahkahayı
patlatır.
Benim bunu söylememle zaten istemsiz bir tebessüm ikimizin
de dudaklarına yerleşmişken, arkamızda ki iki adam fısıldayarak yanlış camiye
gittiğini ve son anda buraya koşarak yetişmeye çalıştığını anlatmaya başladı.
Toyt’la göz göze geldiğimde onun gülmemek için dudaklarını ısırdığını gördüm. Son
bardak bana patlamasın diye öksürük ile bastırılmış ufak bir kahkaha ile konuyu
zor bela atlatırken, Toyt ise kafasını tam terse çevirmiş karoları sayıyordu
belli belirsiz bir gülümseme ile. İnsan doğası en olmadık yerlerde en anlamsız
tepkileri vermek üzere yaratılmışsa bizim suçumuz ne ???
Defin sonrası boşalmış sinirlerimizi ve üzüntüyü bastırmak
için önce bir şeyler atıştırıp sonra arkadaşımızın yanına taziye evine gitmeye
karar verdik. Arkadaşımın evine geldiğimizde ise elimiz bomboş geldiğimizi fark
ettiğimizde ağzımdan “Allahtan yiyip geldik, tatlı olarak da helva yeriz” sözü
yine istemsizce dudaklarımdan döküldü. Bu sefer cenazede olmadığımız için gigle
loop ilk bardaktan devrildi ve otopark kahkahalarla çınladı.
Eve girdiğimizde babasının sevdiği şekilde hüzünden çok
güzel anılar ile kulağının çınlatıldığı ve sevdiği içkilerin tüketildiği Avrupai
bir ortam bizi karşıladı. Dua diğer taziye evinde aile büyüklerinin olduğu evde
yapılacaktı, burada ise fonda müzik elde viskiler nispeten birbirini az tanıyan
farklı arkadaş grupları olarak aynı ortama girmiş yaramaz çocuklardık neticede.
Önce televizyona takıldı gözüm, fonda Japonya sokaklarını gösteren bir belgesel
açıktı, herkes istemsizce konuşmamak için ona konsantreyken, gereksizce mezar
yerinin katlı olmasının daha az toprak çıkmasına sebep olduğu ve bir sonra aynı
mezara gömülecek olan arkadaşım mezar
yerini hepimizin bildiğine dair gerginliği azaltan konuşmalara geçildi. Tam bu
sırada absürt ortamı Gibi dizisine benzemeye başlarken salonda bulunan en
sessiz elemandan bomba beyanat geldi.
“Kulak memesi küçük olanların büyük olanlara göre daha erken
ölme ihtimali var !!!”
Sinirler artık tamamen boşalmıştı eldeki kadehler ebediyete
uğurlanan baba için kaldırılmış ve çaktırmadan herkes birbirinin kulak memesini
süzüyordu. Tam o esnada salona elinde yeni kavrulmuş helva ile giren
arkadaşımın sevgilisi ortamdaki absürt görselliği adeta bir Rönesans tablosuna
taşımıştı.
Evet hepimiz doğduk ve günün birinde öleceğiz. Önemli olan
süren hayat boyunca insanların hayatında ve ruhunda güzel izler bırakmak. Hele
ölüm sonrasında o gülümseme devam ediyorsa şimdi öteki taraf düşünsün bu dünyada
hala sevilerek hatırlanıyorsunuz …
Bora a.k.a. PaRaNoYaK PaLyAcO

