24 Eylül 2026 Perşembe

PAC-MAN

Bizim jenerasyonun özellikle de old school & retro gaming severlerin çoğunun hala en favori oyunudur Pac-Man ya da Türkçe adıyla Dobişko.  (Gözünün yağını seveyim 80’ler body shaming’in kralını yapsan da kimsenin gocunmadığı gülüp geçtiği efsane zamanlar)

Ana karakterimiz olan kocaman bir smiley alanda ki hayaletlerden kaçarak noktacıkları afiyetle mideye indirir, arada çıkan meyvelerden bonus point’leri indragandi eder, hayaletlere yakalanmamaya çalışırdı. Alanda yer alan kırmızı noktalardan birisini yediğinde de hayaletler yanıp sönmeye başlar ve onlar da yenilebilir olurdu ta ki süre bitip tekrar belirinceye kadar. Aman yormayın beni koyuyorum aşağıya resmini bilmeyen olmadığını düşünsem de :P

E konu bu kadar basit olsaydı ya burdan Retro gaming konusunda bir şeyler anlatmaya başlamam ya da ikonik görseller ya da objeler üzerine bir konu açmam mantıklı olurdu. Peki ben mantıklı bir insan mıyım ???  Tabi ki de hayır …

En basitinden uzun zamandır yazı yazmadığımı farkettiğim ve konuyu bulduğum anın şahane bir sevişme sonrası hatun kişinin bana masaj yaparken gerçekleşmesinden anlayabilirsiniz. Buradan instagram da hayata bakışım konusunda serzenişleri  olan eski arkadaşım Özge’ye de seslenmek istiyorum, gördüğün gibi her an kafam karışık ve her an bambaşka şeyler düşünebiliyorum. Ve evet siz fesatlar size söylüyorum erken boşalmamak için kafamda başka şeyler düşünmek gibi fantezilerim yok :)))))))))))

Neyse konumuza dönelim Pac-Man ; Hepimiz için o smiley iyi karakterken, hayaletler kötü, noktalar ve meyvelerde tüketilmek zorunda olan detaylar. Neden ???

Neden her konuda şirin ve sempatik gözüken şeylerin iyi olduğuna inanmak gibi bir defosu var insanların. Doğadaki en zehirli varlıklar hep en janjanlı ve albenisi olanlar değil mi ? Aynı şekilde bilinçaltımıza çocukluktan yerleştirilmiş olan dogmalar da hep bu şekilde çalışmıyor mu fonda ?

Pac-Man oyunu aslında hayatımızın simülasyonu gibi, günlük yaşam için yememiz, içmemiz, çalışmamız, ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Pac-Man in noktaları tüketmesi gibi, arada meyveler gibi bonuslar geliyor hayatımıza bizleri mutlu eden, çok istediğimiz bir arabayı alıyoruz, istediğimiz birisiyle beraber oluyoruz, iş hayatımızda başarılar kazanıyoruz vs vs … Bunlar olurken de hayatımızı zorlaştıran kaygılar ve zorluklar var alanda gezen hayaletler gibi. Tam bir başarıya ulaşacakken ruhumuzu ele geçirip bizi tökezleten ve başa döndüren o hayaletler. Evet haklarımız sonsuz değil bize bahşedilen ve aynı oyunda olduğu gibi ne zaman sona ereceğini bilmediğimiz bir hayat var önümüzde ve aynı alanda dolanıp duruyoruz aslında hiç ilerlemeden bir kısır döngü içinde küçük mutluluklar ve hayal kırıklıkları içerisinde.

Peki başa dönüyorum aslında kötü olan Pac-Man ise ve hayaletler bizlersek …

Hayatımızı bir döngüde geçirmemizi sağlayan bir düzene hükmeden ve o noktaları tükettiği gibi hayatımızı yiyip bitiren bir Pac-Man i yakalayıp özgürlüğüne kavuşmaya çalışan hayaletler bizlersek.

Ama o şansımızı bile elimizden alıp ruhlarımızı yok etmek için hep bir şansı olan Pac-Man karşısında. Ve evet aslında Pac-Man üç hakkını bitirip öldüğünde aslında yok olan bizim ruhlarımız ise.

Siktir edin dogmaları o yüzden, iyi & kötü, güzel & çirkin, yanlış & doğru yıllar içerinde öğretilmiş çaresizlikleri insanın hayat içerisinde.  Bütün düzeni yıkalım yeniden yaratalım demiyorum tabi ki de, ama günümüzde yapay zekanın insanlığı yok etmesi senaryoları harlanmışken atlanan en önemli nokta her şeyin sonunda kasanın yani evrenin kazanacağı. Başlangıcından beri  var olan her şeyi yok edip bir gün sıfırdan başlayacak yaşam. Evet aynen bizim gibi, oyundan sıkıldığımızda restart etmemiz gibi sıfırdan başlayacak. Tek bilmediğimiz oyuncunun ne zaman restart etmek isteyeceği.

Oyunun yaratıcısı mı ? O bambaşka bir hikaye konusu J

PaRaNoYaK PaLyAcO a.k.a. BoRa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.