Erkekler ve alışkanlıkları , kolay kolay değişmez hayatta.
Mesela bir mekanı seversek sadece selam vermek için bile aynı mekana gider,
aynı masada oturmak isteriz, ya da önemli bir maç öncesi totem olarak bir şey
yaptıysak ve o maç kazanılırsa bilin ki sonraki maçta da aynı şeyin yapılması
bizler için hayat memat meselesi olacak kadar önemlidir.
Peki bu takıntılarımız hayatımızın hangi döneminde başladı diye düşünürsek ilk akla gelen ikili, berber ve dişçi olacaktır. Dişçimi yıllar
içerisinde bir iki kere değiştirmiş olsam da berberim çocukluğumdan beri aynı.
Kani Abi …
Çocuktum babamın işleri yoğun olduğu için hatırladığım ilk
berber anımda Kani Abi’ye beni götüren dedem olmuştu. İçeri girdiğimde ilk dikkatimi çeken keskin bir parfüm kokusu ve 30’larında çakı gibi bir delikanlının
aynadan yansıması olmuştu. O dönemde modası geçmeye başlamış olsa da uçları
hafif sivrileştirilmiş bıyıklarına eşlik eden briyantinli saçları ile tam bir
mahallenin bıçkın delikanlısıydı. O dönemde çocuklar için özel bir koltuk
olmadığı için berber koltuğunun kolçakları üzerine altı tahta geniş bir minder
konulurdu ve tıraş o şekilde yapılırdı. Nedendir bilinmez dişçide olduğu gibi
berber koltuğu da 5-6 yaşlarında bir çocuk için korkutucu bir deneyimdi o
yaşlarda. İlk tanışmam bu şekilde olmuştu Kani abi ile. Sonrasında yıllar
ilerledikçe her türlü ergen saç kesimlerimden tutun, kasıla kasıla artık benim
de sakal tıraşı olmam lazım diyerek ustura ile yapılan ilk sakal tıraşına kadar
her erkeğin anılarında yer alan bu anlarda hep onun dükkanı set olarak kadrajın
içerisindeydi.
Sonra yaşlar ilerledikçe aslında berber dükkanının
mahallenin kalbi olduğunu anlayıp, tıraş olunmasa da gidip günün en güzel demli
çayını içip siyasetten ekonomiye, mahallenin dedikodusundan, o hafta kimlerin
vefat ettiğine kadar geniş bir sohbetin akışını keşfetme aşaması başladı
yirmili yaşların ortasında. Oysa ki berberin duvarında Lefter ve Metin Oktay’ın
karşı takım formaları ile tokalaştığı efsane fotoğraf çerçevesinin yanında
büyük harfler ile bu işletmede politika ve din konuşmak yasak yazardı ilk günden
beri. Ama insanoğluna söz geçirmek tabi ki de kolay değil, bir noktaya kadar
minik münakaşalara izin verir, baktı ki konu tatsız bir yöne gidiyor hemen
televizyonun sesini açar ve gündemi o anda televizyonda ne var ise ona
çevirirdi.
Kendisinin yaşı ilerlemeye başladıkça kıyafetine daha da
dikkat eder olmuş, her zaman jilet gibi olan gömleğine artık kravatta eşlik
eder olmuştu. Evlenirken damat tıraşımı olup kapıdan çıktığımda artık
büyüdüğüme ikna olmuş, boşanıp mahalleye döndüğümde de babacan bir tavırla tıraşımı
yaparken hayatta bunların olabileceği ile ilgili vaazını da çekmişti tabi ki de
..
Hayatımız geçtiği gibi bu güzel anılar ve mahalle hayatı da
yok oluyor artık zamanla. Nasıl ki ruhsuz bir şekilde tanımadığımız bedenlerde
arıyorsak sonsuz hazları, alışkanlıklarımızı da tanımadığımız insanların
ellerine bırakmaya başladık tıraş olurken de. Hayatın ruhunu kaybettiği gibi biz
de ruhumuzu kaybettik belki de … Belki de hiç sahip olmadık o ruha kendimizi
kandırdık sadece ama yine de her boomer ın söylediği gibi dönüp geçmişimize
baktığımız da güzel yaşamışız
diyebiliyoruz.
Hadi yazıyı Kani Abi ile ilgili hoş bir anı ile bitireyim.
Kimle yatıp kalktığımın iyice belli olmadığı yirmili yaşlarımın sonunda her
tarafı dövme ve piercing ile kaplı bir fuckbuddy im vardı. Slipknot eşliğinde
sevişmenin tadının en güzel çıktığı hatun diyebilirim kendisi için … Her neyse
bir gün bana gelirken berber var mı diye sordu yakınlarda. Tabi ki ben de
kendisini Kani Abi’ye yönlendirip selamımı söylemesini rica ettim :)))
Kani Abi’nin o gün saçlarının yanlarını kazırken hatunun göğüs dekoltesine bakmamaya çalışıp yan gözle süzdüğüne yemin edebilirim ama ispat edemem. Ertesi gün dükkana uğradığımda gözlerinden Allah belanı versin BoRa bu yaştan sonra bana bunları yaptın bakışını gördüğümde bıçkın İstanbul delikanlısının dudaklarından dökülen sadece “Dün bir kız arkadaşın uğradı tıraşını yaptım, değişik görünümlü ama iyi bir insanmış” oldu günün sonunda.
Alışkanlıklarınızı ve hayatın güzelliklerini unutmadığınız,
ve hayatı ti ye aldığınız bir bayram olması dileğiyle,
İyi Bayramlar
BoRa a.k.a PaRaNoYaK PaLyAcO
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.